Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
elazigfikralari1.gif (5157 bytes)

Bölüm 1

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Elazığ Fıkraları << Geri Dön

1. Bölüm2. Bölüm3. Bölüm4. Bölüm5. BölümKarışık FıkralarFıkra Ana SayfaSözlük

01 - 02 - 03 - 04 - 05 06 - 07 - 08 - 09 - 10 - 11 - 12 - 13 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 19 - 20

 

İPİN UCU PUŞTUN ELİNDE

- Yeni mezun hoca ilk defa vaaz verecektir. Camiye gider ve vaaza başlar. Konuşmasının bir yerinde "gaile" (derler ki anlamında) diye bir kelime kullanır. Bu sırada cemaatten biri kalkıp yanlış olduğunu söyler. Bunun üzerine hoca ilk söylediğini değiştirir ve "gaele" der. Aynı adam tekrar yanlış olduğunu söyler. Hoca bu kez "gaeile" der. Aynı şahıs tekrar yanlış olduğunu söyler.

Bu bir kaç kez böyle sürüp gider. Sonunda: Hoca itiraz eden adamı çağırır ve adama:

"Bak kardeşim, tamam anladık yanlış. Ama cemaatin içinde ayıp oluyor." diyerek cebinden bir makara ip çıkarıp, bir ucunu ayağına bağlar, öteki ucunu da adama vererek:

"Bir yanlış söylersem sen ipin ucunu çekersin, bende anlarım ve düzeltirim."

Hocayla adam anlaşırlar. Adam yerine oturur. Hoca vaaza yeniden başlar, bir süre sonra adam ipi çeker. Öyleki her kelimede ip çekilir.

- Hoca yine dayanamayıp adamı çağırır ve makarasını alıp cebine koyarak dışarı çıkar. Bunun üzerine cemaat hocaya:

"Hocam nereye, daha vaaz bitmedi, hemin daha namaz da kılmadık." derler.

Hoca ise sitemkar bir şekilde:

"Cemaat kusura bakmayın ipin ucu puştun elinde" der ve camiden ayrılır...

Kaynak: Akın İzat

Başa dön


Ben ONU HEÇ TANİMİM

- Borç yüzünden iki arkadaş mahkemeye düşer. Hakim davacıya sorar.

"Sizin paranızı kim vermiyor.?"   Alacaklı işaret ederek:

"O"     Hakim borcu olana:    "Niye aldığınız parayı ödemiyorsunuz?"

Borçlu alacaklıyı tanımadığını ifade eder. Duruma çok bozulan alacaklı, hakaeretin bu kadarına dayanamayacağına belirttikten sonra:

"Hakim beg, şimdi bu beni tanimi, ele mi? Madem ele ben onu heç tanimim." Der ve dava kapanır...

Kaynak: Tuba TUNCER

Başa dön


Sizinki Gavuşi de Benimki Niye Gavuşmi

- Palu'lunun alacağı olan adam, borcunu ödeyemeden ölür. Bizim Palulu alacağını alamadığı için son derece kızgındır. Kızgınlığını belirtmek için her nereye getse ölen adama küfür etmektedir. Duyan arkadaşları Paluluya:
- "Ula gardaşım ayıpdır. Niye küfür edisin? Nasıl olsa gavuşmi." Palulu biraz düşünür ve:
- "Ula siz ölenin arhasından Fatiha ohuyup, elizi yüzüze sürisiz, o gavuşi de, benim ettiğim küfürler niye gavuşmi? demiş...

Kaynak: Mücahit Karataş

Başa dön


BAL MI NE Mİ?

Köylünün biri doktora gider. Birikmiş parasıyla muayene olur. Sonuç; tüberkülozdur.

Doktor:

"Siz çok hastasınız, ciğerleriniz çürümüş. Kesin, tedavi olmalısınız. Size ilaç yazacağım, alabilir misiniz?"

Hasta:

"Yok."

deyince, doktor ilaçları kendi dolabından verir ve:

"Ama yiyeceklerine de dikkat edeceksin,"

Hasta:

"Nasıl?"

Doktor:

"Her sabah aç karnına bal yiyeceksin. Bulabilirsen arada bir de etli yemek ye"

Hasta doktora teşekkür eder ve gider. Ama düşünceler almıştır:

"İlacı hallettik, ama bu bal işi zor... Çok pahalı." diye düşünürken pazara gelir. Pazarda bal satan birinin yanında durur. Çekingen bir tavırla balın önünde durur! İşaret parmağını bala dokundurarak ağzına götürür. Sonra da bal satan adama sorar:

"Bu ne mi?"

Satıcı kızgın bir tavırla:

"Bal, bal..! Ne, ne demek?"

Hasta sakin bir tavırla:

"Hı.."

Hasta bu sefer iki parmağıyla daha derine daldırıp, yalanır. Ve yine sorar:

"Bal mı, ne mi?"

Satıcı:

"Bal yav, bal işte. Alacaksan al,"

Bizim hasta bu kez avucunu bala daldırıp, iyice bir yalandıktan sonra satıcıya sorar:

"Kaça mı?"

Satıcının artık sabrı kalmamıştır:

"Yav alacaksan al. Almisen git işen. Zaten, Bu bal mı, bu ne mi, kaça mı? dedin, yarısını yedin. Cehennem ol git, hayvan herif."

Satıcı bu lafları sayarken bizim hasta baldan bugünkü nasibini aldığı için arkasına bakmadan kaçıp gider.

Kaynak : Akın İZAT

Başa dön


DEĞİŞEN SENFONİ

Adamın biri, hastane koridorunda otururken, iri yarı biri, kalın bir sesle buna:

“Merhaba”

Oturan adam:

“Merhaba” diye cevap verir.

İri yarı adam tekrar aynı sesle:

“Yüznumara nerede?”

Adam işaret ederek:

“Solda”

İri yapılı adam ise teşekkür ederek gider. Aradan yarım saat geçer, ama giden adam henüz gelmemiştir. Oturan adam merak eder ve gidip yüz numaraya bakar. İçeriden garip sesler gelmektedir.

“Igh.....ıgh...., pırt pırt... ıgh pırt”. Derken iri yarı adam kan ter içinde çıkar. Onun ardından sıska görünüşlü sünepe bir adam yüznumaraya girer. Bir süre sonra yüznumaradan gelen sesler değişmiştir. Senfoni iyice sertleşmiş, az önceki ince sesler gitmiş, yerine:

“Ihh..... Tarrr, tar tar tar.”

Senfoninin değiştiği için adam kendi kendine:

“Eh... Efendim, kar her zaman dağına göre olmazmış.” der.

Kaynak : Akın İZAT

Başa dön


KİM DAHA TEMİZ

İki köylü temizlik konusunda sohbete başlar. Derken sıra birbirlerinin temizliğine gelir.

Biri:

“Ben daha temizim”

Diğeri ise:

“Ben daha da temizim” diye itiraz eder.

Münakaşa devam ederken, yaşlı amcanın kendilerine yaklaştığını fark ederler ve ona sormaya karar verirler:

“Amca sen daha iyi bilirsin. Bizim hangimiz daha temiziz.”

Yaşli adam sorar:

“Oğlum senin adın ne?”

“Mehme Ali”

“Peki ya senin adın ne?”

“Yussuf”

“Oğlum Mehmet Ali sen senede kaç kere yıhanisin”

Mehmet Ali eliyle işaret ederek:

“Valla amca tam iki defa”

Bunu duyan Yusuf’un gözleri fal taşı gibi açılır:

“Ya Mehme Ali senede iki defa heç olur. Ben iki senede bi defa yıhanim, niye sen su guşusun nesin” der.

Kaynak : Akın İZAT

Başa dön


ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK

İki kardeş, yeni gelen valiyi yemeğe davet ederler. Vali gelir, sofra kurulur ve yemekler yenmeye başlanır.

Valinin bir tarafında küçük kardeş, diğer tarafında da büyük kardeş oturmaktadır. Vali ortada çok küçük görünür. Büyük kardeş ortaya gelen kuzunun bir budunu koparıp alır. Sonra küçük kardeş de diğer budunu koparır. Vali ise budun ucundan küçük bir parça koparıp yavaş yavaş kemirmeğe başlar. Valinin durumunu fark eden küçük kardeş:

“Yav vali efendi, o ne öyle şey kadar parçayi almışsın, evirip çevirisin. Bizim gibi yapsana” der.

Vali herkesin içinde kıpkırmızı olur. Bu arada büyük kardeş olayın farkına varır ve kardeşine çıkışır, durumu düzeltmeye çalışarak:

“Oğlum itoğlit, hadi vali bi bok yedi. Yani onu yüzüne mi vurmak lazım. Kalk kaybol gözümün önünden” der.

Kaynak : Akın İZAT

Başa dön


Kürtün biri, fotoğraf çektirmek için fotoğrafçıya gider. Fotoğrafçı içeri girip hazırlanmasını ister. Bir müddet sonra fotoğrafçı içeri girer ki Kürt soyunmuş, anadan üryan koltukta yatıyor.

Neye uğradığını şaşıran fotoğrafçı var gücüyle Kürte:

“Ülen oğlum, bu ne hal.”

Bizim Kürt çekingen çekingen:

“Vallahi ağabey kusura kalma. Bebelik fotoğrafımı kaybetmişim de yenisini çektirem dedim”

Kaynak : Akın İZAT

Başa dön


DAYI AYI OLDUKTAN SONRA

Harput’ta, beyler selamlık dediğimiz bir yerde oturur, uzun kış gecelerinde kahve içip sohbetlerde bulunarak soğuk geceleri sıcak ederlerdi.

Gene böyle bir günde, aniden kapı çalınır, içeriye yaşlı, eli ayağı soğuktan donmuş birisi girer. Hemen mangalın yanına gelir ve üşümüşlüğün vermiş olduğu bir düşüncesizlikle, mangalın üzerine üfler. Mangaldan yükselen küller, beyleri küle boğar.

Mangalın küllerini yiyen beylerden biri, nazik ve beyliğin vermiş olduğu bir heybetle:

“Dayı sorması ayıp sen nerelisin?”
Yaptığı ayıbın farkında olan yaşlı adam:

“Bey bey, dayı ayı olduktan sonra nereli olduğu ne lazım.” der ve kendisini affettirir.

Kaynak : Akın İZAT

Başa dön


Elazığlının biri, eli sol yanağında gözleri kızarmış ve konuşması zorla anlaşılacak bir tarzda eczacının birine:

“Yav dişim çoh fena, dohtora gettim ilaç vermedi. Hele buna bi bah da ilaç ver... Yav dohtor beni gapiya atti bili misin?

Eczacı şaşırarak:

“Yav geçmiş olsun, hakikaten durumunuz iyi degil. Ne oldu, doktor size niye reçete yazmadı?”

Adam eczacıdan yüz bulunca:

“Yav abe densüzlük işte. Ben dohtor bege dedim ki “Ben seni hatirlim. Sen Kinederiçli del misin? Ananla baban eşege çüt binerdi ha.” Dohtor nasıl yumruğu vurdusa patlattı. Ben de elece buraya geldim.”

Adam densizliğinin cezası olarak on beş gün diş ağrısı çeker.

Kaynak kişi : Akın İZAT

Başa dön


HANIMINDAN KORKMAYAN VAR MI?

Elazığ’da adamın biri kahveye girer ve oyun oynayanlara hitaben:

“Hop abeler, bi dakka. Hanımından gorhanlar ayağa gahsın.”

Ani bir gürültü, hayda herkes ayakta. Bir kişi hariç. Kahvenin tamamı hayretler içinde. Soruyu soran adam, oturan adama yaklaşır ve:

“Abe helal olsun be, deliganlı adam mışsın. Harbiden sen hanımından korkmaz mısın?”

Adam nefes nefesedir. Heyecanı biraz geçince:

“Yav gardaşım ele bi laf ettin ki, dizlerim kırıldı, galhamadım.” der.

Kaynak kişi : Akın İZAT

Başa dön


KAHVENİN HATIRI

Elazığlının biri, şiddetli gribe yakalanmış. Cepleri mendil dolu. Burnu öyle bir akıyor ki tarifsiz. Bizim gripli yolda yürürken, bir arkadaşı rastlar ve sorar:

“Yav geçmiş olsun. Bu halin ne?”

Bizim gripli, bir arkadaş bulmanın sevinciyle:

“Yav Mehmet, heç sorma. Allah düşmanımın başına vermiye, bi grip olmuşum, burnum fışır fışır ahi. Bu neden ola acep?”

Arkadaşı:

“Kardeşim o senin erkekliginden. Erkek adamın böyle burnu ahar.”

“Mehmet, benim gaynanam gilin evi buraya yahın. Gel bunu orada da söle. Gaynanam bahan pis hımik deyi.”

“Tabi canım sölerim.”

Kayınvalideye gidilir. Kayınvalide misafirlerine kahve ikram eder. Sonra bizim gripli gür bir sesle:

“Fışşşşşş...”

Ardından da böbürlene böbürlene:

“Arkadaş benim burnum ahi, neden acaba?”

Arkadaşi da:

“Neden olacah, pisliğinden” deyince

Gripli şaşkın biraz da kızgın bir tavırla:

“Ulan aşağıda bahan ele demedin”

Arkadaşı gayet sakin bir ses tonuyla:

“Oğlum aşşağıda arhadaşdıh, burda gahvenin hatırı var” der.

Kaynak kişi : Akın İZAT

Başa dön


OMZUNA AT

Elazığlı ağanın biri, hayatında ilk defa Ankara’ya gider. Yolda yürürken atkısı yere sürtünmektedir. Bunu gören bir genç kibarca:

“Amcacığım pardon, atkınız yere sürünüyor”

Ağa hiç istifini bozmadan:

“Onu yerden al, amcanın omzuna at”


Kaynak kişi : Akın İZAT

Başa dön


OTUZ KURUŞA PEYNİR

Taze peynir yeni çıkmıştır. Yaşlı kadının biri peynir almak için çarşıya gider. Bakkalın birine sorar:

“Gurban bu peynir gaça? Güzele benzi”

“Teyze, 50 guruş”

“Eyi eyi, hele öbür tükenlere de baham... Çağam bahallı mı?

“Yok teyze, normal fiyat”

Teyze bir yere daha sorar:

“Peynir gaça?”

“30 guruş”

Teyze 30 kuruşu duyunca şaşırır. Hesap bilmedigi için bakkala çıkışarak:

“Ana oğul ihtiyarım diye beni mi gandırisin?”

Biraz önce peynir sorduğu bakkalı işaret ederek:

“Orda 50 guruş dediler almadım. Ana edisin ki 30 guruşa canıma çekesin del mi? Get o yanı, gider oradan alırım”

Bakkal neye uğradığını anlamamış bir vaziyette:

“Anacım sen hesap mı bilmisin, yohsa dalga mı geçisin?” der, demez yaşlı teyze lafı bakkalın ağzına tıkar:

“Hesabı senden eyi bilim. Benim yetişmiş, senden böyük oğullarım var.” der.


Kaynak kişi : Akın İZAT

Başa dön


PALU NÜFUSUNA KAYDEDECEĞİM

Palu’da bayram arifesi, millet alışveriş yapmaktadır. Yani çarşı oldukça kalabalıktır. Bu kalabalıkta eşeğin biri yüküyle birlikte yolun ortasına yıkılır. Bütün çabalara rağmen eşek yerinden kaldırılamaz. Trafik allak bullak olmuştur. Derken iş kaymakama intikal eder. Kaymakam:

“Ne oldu, bu kalabalık ne, anarşi mi var?”

“Yok kaymakam bey. Bu eşek yere yatmış kalkmıyor.”

Kaymakam olayı dinledikten sonra eşeğin veteriner hekim tarafından öldürülmesini ve belediyenin ilgilenmesini ister. Eşeğin sahibi ise bütün varlığının bu eşek olduğunu ve öldürülmemesini anlatmaya çalışır. Bu arada yaşlı, eli ayağı titreyen biri kalabalığın arasından yaklaşır. Şöyle etrafına bir bakar ve sorar:

“Ne oluyor burada gardaş?”

Bir görevli:

“Amca eşek yatmış kalkmıyor. Sen karışma, kaymakam bey zaten sinirli."

Yaşlı amca kendinden emin bir tavırla:

“Bi dakka canım, ben şimdi onu kaldırmasını bilirim. Geçin bi kenara tecrübesizler.”

Yaşlı amca eğilip eşegin kulağına bir şeyler fısıldar. Eşek ise ani bir refleksle kalkıp kaçar.

Kaymakam şahit oldugu olaya çok şaşırır ve hemen yaşlı adamı çağırıp sorar:

“Amca siz bu eşeğe ne dediniz? Ermiş misiniz ki bu eşek hemen kalkıp kaçtı? Yoksa okuyup üflediniz mi? Ne yaptınız söylesenize.”

Yaşlı amca mütevazi bir tavırla:

“Gaymakam bey, öncelikle ben kendimi tanıtayım. Ben emekli bir nüfus memuruyum. Adım Ali Şimşek. Eşeğe dedim ki ülen eşeoğlueşşek, adam gibi gahıp cehennem olisen ol, yohsa vallahide billahide bögünden tezi yoh, seni Palu nüfusuna kaydedecem. Eşek bunu duyunca hemen gahıp gaçtı.”

Kaynak kişi : Akın İZAT


Harput’ta iki kardeş, davar otlatmaya giderler. Kardeşlerden büyük olanı, Kayabaşı’na çıkıp elini kulağına atar. Ve uzun hava çeker. Küçük kardeş ise bu arada başka şeylerle meşguldür.

Büyük kardeş kendisinin dinlenmediğinin farkına varınca, daha yanık bir uzun hava çeker. Yine tepki alamaz. Bu kez daha yanık ve daha sesli bir uzun hava çeker. Fakat yine tepki alamaz. Sonunda dayanamaz, Kayabaşı’ndan inip kardeşine iyi bir dayak çeker.

Kardeşi neye ugradığını anlamaz şaşırıp ağlamaya başlar ve der ki:

“Abe beni niye dögisin? Ben ne ettim?”

Ağabeyi:

“Oğlum ben orada uzun hava sölim, sen teho demisin. Ulan bu ne biçim iştir?”

sonra tekrar Kayabaşı’na çıkıp, uzun havaya devam eder. Tabi çocuk ne yapsın, zaten canı yanmış. Öyle bir asılır ki:

“Valla kekom teho, teho, teho,........teho, teho” der.

Kaynak kişi : Akın İZAT


Elazığlı bir genç İstanbul'da ünüversite tahsili yapmaktadır. Yalnız genç ailesinden fena halde çekinen, korkan birisidir. Babasının sert yapılı oluşu, onun hareketlerini bir hayli sınırladığı için, sürekli annesi vasıtasıyla, babasına isteklerini bildirmektedir.

Bir gün üniversitenin tatile girdiği bir sırada, Elazığlı genç annesi vasıtasıyla babasına evlenme isteğini gönderir. Babası da her işin bir vakiti, zamanı saati, dakikası hatta saniyesi olduğunu belirtip, önce okulunu bitirmesini söyler.

Bizim genç, okulu bitirip, tekrar aynı teklifi iletir ve tekrar aynı cevabı alıp, askere gitmesi hatırlatılır. Elazığlı genç askere gidip, gelir Aynı teklif tekrar iletilir. Bu kez de cevaba iş kurup birkaç yıl çalışması eklenir.

Bizimki tam bir adam olmuştur. Yaş neredeyse otuz olmuş. Babasının her dediğini yapmıştır. Artık evlenme zamanı gelmiştir.

Bu kez kendinden daha emin bir, şekilde aynı teklifi gönderir. Malesef yine aynı cevabı alır. Bizimkinin artık dayanacak sabrı kalmamıştır. Gidip iyi bir kafayı çeker ve babasının karşısına çıkar:

" Yav baba ben deyimki artığ beni everesin."

Baba

" Oğlum acele etme, her işin bir vakiti, zamanı, saati, dakikası hatta saniyesi var" der demez, genç sinirlenip, babasına

" Baba ya beni ever. Yada sana bela olurum" deyince

Oğlunun çok kızdığını gören, baba:

" Oğlum, vakit, zaman dakika, hatta saniye tamamdır." der.

Kaynak kişi : Akın İZAT


ANNEM NİYE AYAKTA?

Başa dön

Baba oğluna nasihat vermektedir:

“Oğlum arabada yaşlı birini ya da bir bayanı görürsen hemen yer vereceksin”

Çocuk da tam evet diyecekken masanın üzerindeki babası ve annesine ait fotoğrafı görür. Orada babası oturuyor, annesi ise ayaktadır. Çocuk merak edip sorar:

“Baba sen orada niye oturuyorsun? Hem annem niye ayakta?”

Baba lafı düzeltmeye çalışır ama çocuk ısrarla aynı soruyu yinelemektedir. Baba en sonunda dayanamayıp söyler:

“Bak oğlum, o fotoğrafı annenle evlendiğimiz günün ertesi günü çektirmiştik. O gün ne annende oturacak hal, ne de bende ayakta duracak takat vardı” der.

Kaynak kişi : Akın İZAT


Yaşlı annesiyle yaşayan genç bir delikanlı, arkadaşları tarafından kzdırılmaya çalışılmaktadır. Bu düşünceyle delikanlının annesini istemeye karar verirler. Yaşlı kadını mahallenin halim selim, fakat biraz fakir bir adamına isteyeceklerdir.

Delikanlının arkadaşları, herşeyi hazırlarlar. Daha sonra hayırlı işi gerçekleştirmek için, dünür olurlar. Kahveler içilip çerezler yenildikten sonra gençlerin biri söze başlar:

“Arkadaşım sebeb-i ziyaretimiz, senin anayı, bizim bu amcaya istemek. Bak bu amcayı görmüşsündür. Eşraftandır. Temiz bir insan, ehli namustur. Gözü yuvasından başkasını görmez. Hanımı ölelı çok oluyor. Ne diyorsun?”

Delikanlının zaten cinleri tepesine çıkmış, o sinirle:

“Yav sizin bu yaptığınız ayıp değil mi? Gelip yediz içdiz, cehennem olup gidin. Ülen anamın ağzında bi tene bile diş yoh. Anamı neye istisiz bu adama, ayıp yav.”

Delikanlının annesi, yaşlılığın vermiş olduğu titremeyle zorla ayağa kalkıp, heyecanla ağzını açarak, eliyle dişini işaret eder:

“Ana gurban, niye yoh ya? Ahan burada bi kök var ya” der.

Kaynak kişi : Akın İZAT


Elazığ’ın bir köyünde düğün olur. Düğünden bir süre sonra adet üzere ilk bayramda genç evliler kız evine el öpmeye giderler.

Oğlanın babası oğluna:

“Oğlum sen bazen çok salak işler yapisin. Gittiğin yerde ailemizin şerefini düşün, iki paralık etme bizi. Ne sorarlarsa büyük, büyük laflar et, tek tek konuş ki şerefimiz iki paralık olmaya, itibarımız yerinde gala”

Oğlan:

“Peki babacığım” der ve kız evine gelir.

içeri girerler. Adet gereği kız evin haremlik tarafına, erkeği de selamlık tarafına alırlar. Karşılıklı tokalaşma ve selamlaşmadan sonra kaynata:

“Damat geç şöyle otur”

Damat yüksek bir yer bulmak için etrafına bakar, dolabı görür ve hemen üstüne fırlayıp oturur. Ne yapsın ailesinin şerefi söz konusu. Babasının dediği gibi yüksekten konuşacak. Kaynata bütün şaşkınlığıyla sorar:

“Damat nasılsın, iyi misin?”

Damat:

“Tren, tren. Tren yav tren.”

Kaynata kendi kendisine:

“Yav herhalde bu anlamadı. Neyse peki babanlar nasıl, iyiler mi?”

Damat:

“Fil, fil. Fil yav.”

Kaynata:

“Allah, Allah. Hele bir şey daha soralım. Oglum ekinler nasıl? Bu sene bir şeyler kaldırabilecek misiniz?”

Damat düşünür ve:

“Balina, balina.”

O zaman derler ki demek ürün iyi.

Derken damat eve gider. Babası merakla sorar:

“Oğlum nerde oturdun? Kendine yüksek bir yer seçtin mi?”

“Baba dolabın üsdüne çıkıp oturdum.”

“İyi halt etmişsin. Peki ne sordular.”

Oğlan verdiği cevaplardan emin bir şekilde:

Baba beni sordular tren dedim. Seni sordular fil dedim, ürünlerimizi sordular balina dedim. Valla baba daha büyük şeler aklıma gelmedi.”

Kaynak kişi : Akın İZAT

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
 


www.elaziz.net -  Elazığ ili Güncel WEB Sitesi - Hızlı Menü Seçimi - Sık Kullanılanlara Ekle

| Haberler | Elazığspor | Gakkoşistan | Fıkralarımız | P.H.Defteri | Geleneklerimiz | Şehir Rehberi | Resimlerimiz | İlçelerimiz | Tarihimiz | Musikimiz ! | Türkülerimiz | Efsanelerimiz | Camilerimiz
|
Resmi Bilgiler | Sanayimiz| Turizm Kaplıca | Yerel Kültür | Yerel Folklor | Yerel Mutfak | Yerel Müzik | Yerel Lehçemiz | Yerel MP3 | Şiirlerimiz | Basılı Yayınlar | Ö.Telefonlar | Özel Duyurular
|
1999 Güneş Tutulması | Derneklerimiz | E.Tüketici Derneği | Depremler | E. Basın List | Siyaset | Röportajlar | Uçak Seferleri | Anılarınız | Linkler | Kültür ve Sanat | Nöbetçi Eczane
| Elazığ Forumlar | Yazarlar | A.Dosyaları | Gakgoşistan | Elazığ Mail Listesi | E-Ticaret | Fıkralarımız | Polisin Hatıra Defteri | Gül Güldür Düşündür |